ordu

İran savaşı ile ortaya çıkan tablo NATO’nun da savunma efsanesini çürüttü

NATO’nun ABD-işgalci siyonist rejimin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırılarına doğrudan dahil olmaması, ittifakı krizin dışında tutmaya yetmedi. Aksine, savaş NATO’nun savunma kapasitesindeki ciddi zaafları ve iç bölünmeleri gün yüzüne çıkardı.

28 Nis 2026 - 16:30 YAYINLANMA
0 GÖSTERİM
İran savaşı ile ortaya çıkan tablo NATO’nun da savunma efsanesini çürüttü

Avrupalı askeri yetkililer, ittifakın olası bir Rus saldırısı karşısında ciddi zorluklar yaşayabileceği uyarısında bulunurken, mevcut tablo NATO’nun savaş hazırlığı ve siyasi birlik açısından kırılganlığını ortaya koyuyor. Fransa Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı General Dominique Tardif, Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtse de sahadaki gelişmeler, NATO’nun bu dersleri hayata geçirmekten uzak olduğunu gösteriyor.

Orta Doğu’daki savaş, NATO’nun mühimmat krizini açık biçimde gözler önüne serdi. ABD’nin kritik Patriot hava savunma füzesi stoklarının yaklaşık yarısını tükettiği, Fransa’nın ise Aster ve Mica füzelerinde haftalar içinde kritik seviyelere gerilediği bildirildi. Savunma sanayi şirketleri artan talep karşısında üretimin yetersiz kaldığını kabul ederken, uzmanlar NATO’nun uzun süreli bir çatışmayı sürdürebilecek kapasiteden uzak olduğuna dikkat çekiyor.

Batılı diplomatlara göre, ABD’nin odağını Hint-Pasifik’e kaydırması halinde Avrupa’daki askeri varlığın daha da zayıflaması kaçınılmaz. Bu durum, NATO’nun Rusya karşısında caydırıcılığını ciddi biçimde sorgulatıyor. İngiliz parlamenter Calvin Bailey, mevcut şartlarda Rusya’nın NATO’yu kısa sürede savaş dışı bırakabilecek ekonomik ve askeri üstünlüğe ulaşabileceğini ifade etti.

Uzmanlar, Rusya’nın aylık binlerce kamikaze İHA üretimine karşı NATO’nun yüksek maliyetli savunma sistemleriyle ayakta kalamayacağını, mevcut mühimmat stoklarının haftalar içinde tükenebileceğini vurguluyor. Bu tablo, ittifakın savunma stratejisinin sürdürülebilir olmaktan uzak olduğunu ortaya koyuyor.

İran’ın yoğun hava saldırılarına rağmen operasyonel kapasitesini koruyabilmesi ise NATO’nun hava gücüne dayalı savaş doktrinini tartışmalı hale getirdi. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nden Pieter Wezeman "Bir ülkeyi yalnızca bombalayarak teslim almak mümkün değil." diyerek NATO’nun askeri yaklaşımının sınırlarını işaret etti.

Deniz kuvvetlerindeki yetersizlikler de dikkat çekiyor. İngiltere’nin bir savaş gemisini haftalarca konuşlandıramaması ve teknik sorunlar nedeniyle geri çekmek zorunda kalması, NATO donanmalarının operasyonel hazırlığının zayıflığını gözler önüne serdi. Kanada dahil birçok müttefikin filolarının önemli kısmının aktif olmadığı belirtiliyor.

İttifak içindeki siyasi çatlaklar da derinleşiyor. Avrupa ülkelerinin Trump’ın askeri destek taleplerine mesafeli yaklaşması, Washington ile müttefikler arasında yeni gerilimlere yol açtı. Trump’ın NATO’yu "kağıttan kaplan" olarak nitelendirmesi ise ittifakın caydırıcılığına yönelik tartışmaları daha da alevlendirdi.

Uzmanlara göre, Hürmüz krizi NATO’nun yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik açıdan da ciddi bir kriz içinde olduğunu ortaya koydu. Mevcut tablo, ittifakın gelecekte büyük ölçekli bir çatışmayı yönetme kapasitesinin sorgulanmasına neden oluyor. (İLKHA)

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: